UrusACADEMY
Hemen Başla

Ders 1 / 5

Seks Sonrası Sessizlik: Soğumak mı, Sakinleşmek mi?

Sex Sonrası Beyin
0:00-6:27

Ses hazırlanıyor…

Ders metni

Sessizlik çoğu zaman yanında bir açıklamayla gelmez. Zihin de boşlukları sevmediği için altyazıyı hızla kendisi yazar:

“Pişman oldu.”

“Artık ilgilenmiyor.”

“Demek ki seks onun için duygusal değildi.”

Bunların her biri bazı durumlarda mümkün olabilir. Fakat gördüğümüz davranış ile ona verdiğimiz anlam aynı şey değildir. Bir konser bittiğinde müziğin susması, yaşananların değersizleştiğini göstermez. Seks sonrası birkaç dakikalık sessizlik de benzer biçimde yalnızca geçiş anı olabilir.

Beden sahneden çekilirken

Cinsel uyarılma sırasında bedenin dikkati, dolaşımı, solunumu ve kasları değişir. Genital bölgedeki kan akımı artabilir; kalp atımı ve nefes hızlanabilir; pelvik taban ile bedenin başka bölgelerindeki kaslar gerilebilir. Orgazm yaşanırsa ritmik kasılmalar bu yoğunluğun belirgin bir parçası olabilir.

Ardından çözülme evresi gelir. Cinsel yanıtın bu bölümünde genital dokulardaki kanlanma azalır; kas gerilimi gevşer; kalp hızı ve solunum kademeli olarak olağan düzeylerine yaklaşır. Dışarıdan bakıldığında bu değişim yalnızca gözlerin kapanması, konuşmanın azalması ya da bir süre hareketsiz kalmak gibi görünebilir.

Üstelik bunun için orgazm şart değildir. Cinsel aktivite fiziksel efor, dikkat ve yoğun duyusal uyarım içerebilir. Deneyim geç saatte yaşandıysa, kişi zaten yorgunsa veya gün boyunca zihinsel olarak yorulduysa sonrasında konuşmak yerine dinlenmeye yönelmesi şaşırtıcı değildir.

Refrakter dönem neyi anlatır?

Seks sonrası davranışların en sık yanlış okunan fizyolojik parçalarından biri refrakter dönemdir. Bu terim, orgazmın ardından bedenin yeniden cinsel olarak yanıt vermesinin zorlaştığı veya bir süre mümkün olmadığı evreyi anlatır. Süresi kişiden kişiye; yaşa, sağlık durumuna, yorgunluğa ve içinde bulunulan koşullara göre değişebilir. Özellikle penis sahibi kişilerde daha belirgin olabilir, ancak herkes bunu aynı biçimde yaşamaz.

Refrakter dönem; yeniden ereksiyon olma, uyarılmayı sürdürme veya başka bir orgazma ulaşma kapasitesiyle ilgilidir. Yakınlık, sevgi ya da partner hakkındaki duyguları ölçmez. Kişi teması sürdürmek isterken bedeni yeni bir cinsel yanıta hazır olmayabilir; bir başkasıysa o sırada uyumayı veya yalnızca sessizce uzanmayı tercih edebilir.

Yine de refrakter dönem her sessizliği açıklayan anahtar değildir. Herkes orgazm yaşamaz, herkes belirgin bir refrakter dönemden geçmez ve sessizliğin nedeni her zaman fizyolojik değildir. Bu kavramın değeri, davranışa tek bir açıklama yapıştırmak yerine olasılıkları genişletmesidir.

Bazıları konuşur, bazıları sessizce toparlanır

Beden sakinleşirken zihin deneyimi işlemeye devam eder. Bazı kişiler konuşarak bağlantıda kalmak ister. Bazıları içinse birkaç dakika boyunca daha az ses, daha az temas ve daha az konuşma iyi gelir.

Buna özel bir klinik kategori adı vermek gerekmez; “sessizce toparlanmak” yalnızca davranışı tarif eden gündelik bir ifadedir. Sessiz kalan herkes içe dönük, konuşan herkes dışa dönük değildir. Aynı kişi farklı günlerde bambaşka tepkiler verebilir.

Uykusuzluk, stres, ortamın ne kadar güvenli ve mahrem hissettirdiği, ilişkinin o günkü tonu ve deneyimin yoğunluğu bu tepkiyi etkileyebilir. Bu nedenle davranışın anlamını yalnızca ne olduğuna bakarak değil; ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne ve o gün başka neler yaşandığına bakarak değerlendirmek daha açıklayıcıdır.

Sessizliğe altyazı yazmadan önce

Karşındaki kişi bir anda sustuğunda zihnin boşluğu doldurmak ister. Özellikle reddedilmeye karşı hassassak, nötr bir davranış kolayca kişisel bir hükme dönüşebilir. Sessizliğin sende kaygı yaratması gerçektir; fakat kaygının sunduğu ilk açıklama, olan bitenin tamamı olmayabilir.

Üç ayrım işe yarayabilir:

  • Gözlem: “Bir süredir konuşmuyorsun.”
  • Yorum: “Benden soğudun.”
  • Merak: “Biraz dinlenmeye mi ihtiyacın var, yoksa konuşmak istediğin bir şey mi oldu?”

İlk cümle gördüğünü tarif eder. İkincisi karşı tarafın niyetine karar verir. Üçüncüsü ise cevabı ondan duymak için alan açar.

Bunu seksin hemen ardından uzun bir ilişki değerlendirmesine çevirmek gerekmez. “Sessizleştiğini fark ettim; iyi misin, biraz dinleniyor musun?” gibi kısa ve baskısız bir soru yeterli olabilir. Cevap o an gelmiyorsa konu, iki tarafın da daha sakin olduğu bir zamanda yeniden açılabilir.

Beklentileri önceden konuşmak da yanlış tercümeleri azaltabilir: “Seks sonrasında genellikle neye ihtiyaç duyuyorsun?” Tek bir doğru cevap yoktur. Bir kişi sarılmak isteyebilir, diğeri su içip sessiz kalmak; bazen ikisi de aynı kişide, farklı günlerde ortaya çıkabilir.

Her sessizlik yalnızca dinlenme değildir

Fizyolojik sakinleşme, yorgunluk ve refrakter dönem gerçek olasılıklardır; otomatik mazeretler değil. Sessizlik bazen kırgınlık, rahatsızlık, güvensizlik veya konuşulmamış bir meseleyle bağlantılı olabilir.

Daha az bilinen bir olasılık da postkoital disforidir. Bazı kişiler rızaya dayalı ve genel olarak olumlu hissettiren bir cinsel deneyimin ardından bile kısa süreli hüzün, huzursuzluk, sinirlilik ya da ağlama isteği yaşayabilir. Bu tepki tek başına pişmanlık veya partnerden soğuma anlamına gelmez. Tekrarlıyor ve kişiyi belirgin biçimde etkiliyorsa konuşulması, gerekirse bir sağlık ya da ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirilmesi iyi bir fikir olabilir.

Sessizlik ani bir değişimse, uzun sürüyorsa veya cinsel deneyim sırasında ağrı, korku ya da sınır ihlali yaşandıysa durumu yalnızca “bedeni sakinleşiyor” diye açıklamak doğru olmaz. Böyle anlarda güvenli, açık ve yargısız bir konuşma gerekir.

İlk bakışta yapılabilecek en iyi şey, sessizliği hemen bir karara çevirmemektir. Onun dinlenme mi, duygusal bir tepki mi yoksa konuşulması gereken başka bir şey mi olduğunu merak, bağlam ve iletişim gösterebilir.

Puan vermek ve yorum yazmak için giriş yap.

Yorumlar

Bu derse henüz puan verilmemiş.

  • Henüz yorum yok. İlk yazan sen olabilirsin.