UrusACADEMY
Hemen Başla

Ders 1 / 5

Ruh Hali Düzelirken Orgazm Neden Değişebilir?

İlaç Kutusundaki Sex Hayatı
0:00-9:45

Ses hazırlanıyor…

Ders metni

Bir antidepresan enerjiyi, kaygıyı veya gündelik işlevselliği olumlu etkilerken cinsel deneyimin belirli bir parçasını değiştirebilir. Çünkü ruh haliyle cinsel yanıt bağlantılı olsa da aynı biyolojik düğmeyle yönetilmez.

Tek bir süreçten söz etmiyoruz

Gündelik dilde istek, uyarılma ve orgazm çoğu zaman aynı şeymiş gibi konuşulur. Oysa bunlar birbiriyle bağlantılı, fakat birbirinden ayrılabilen süreçlerdir.

Libido, cinsel isteği ve cinselliğe yönelme motivasyonunu anlatır. Uyarılma, zihinsel heyecanın yanı sıra ereksiyon, genital kanlanma ve lubrikasyon gibi bedensel yanıtları kapsar. Orgazm, kişinin yoğun ve belirgin bir haz zirvesi olarak deneyimlediği öznel süreçtir; buna pelvik kasılmalar, kalp hızında değişim, gerilimin boşalması ve farklı nörolojik yanıtlar eşlik edebilir. Ancak bu eşlikçiler herkeste aynı biçimde görülmez ve tek başına kasılma orgazmı tanımlamaz. Ejakülasyon ise semen çıkışıyla ilgili, orgazmla bağlantılı olsa da ondan ayrı işleyebilen fizyolojik bir olaydır.

Bu ayrım önemlidir. Bir kişi cinsel istek duyabilir, bedensel olarak uyarılabilir ve yine de orgazma ulaşmakta zorlanabilir. Penis sahibi bir kişide ejakülasyon belirgin biçimde gecikebilir; vulva sahibi bir kişide orgazm daha uzak, daha silik veya erişilemez hissedilebilir. Bazı kişilerdeyse esas değişiklik orgazm değil, isteğin azalması, lubrikasyonun zorlaşması, ereksiyonun sürdürülmesi ya da genital duyumların farklılaşmasıdır.

Bazen değişen şey orgazmın gerçekleşip gerçekleşmemesi de değildir. Kişi orgazma ulaşabilir fakat deneyimin yoğunluğu azalmış, zirveye geçiş daha belirsiz veya sonrasındaki rahatlama farklı hissedilmiş olabilir. “Oluyor mu, olmuyor mu?” sorusu bu nedenle deneyimin tamamını yakalamaz.

Mikserin gerçek mekanizması

Metaforu bir kenara bırakalım. Antidepresanlar beyinde ve sinir sisteminde nörotransmiter adı verilen kimyasal haberci sistemleri etkiler. Serotonin, dopamin ve noradrenalin bunların en çok bilinenleri arasındadır. Bunları “mutluluk” veya “haz kimyasalı” diye tek kelimeyle etiketlemek yanıltıcıdır; her biri farklı beyin bölgelerinde, farklı reseptörler üzerinden birden fazla iş yapar.

Özellikle serotonin geri alımını etkileyen bazı antidepresanlar, sinir hücreleri arasındaki serotonin sinyallemesini artırır. Bu etki depresyon ve bazı anksiyete tablolarında yararlı olabilir. Fakat cinsel yanıt yalnızca ruh haliyle yönetilmez. Motivasyon, dikkat, beklenti, genital duyum, otonom sinir sistemi, omurilik refleksleri ve pelvik kasların koordinasyonu da devrededir.

Serotonin sistemindeki değişiklikler, bazı sinir yollarında dopamin ve noradrenalinle ilişkili cinsel motivasyonu veya orgazma geçişi baskılayabilir. Omurilik düzeyindeki ejakülasyon ve orgazmla ilişkili refleksler de bu sinyallerden etkilenebilir. Sonuç, orgazm eşiğinin yükselmesi olabilir: Daha önce yeterli olan uyarım artık aynı yanıtı oluşturmaz, orgazma ulaşmak daha uzun sürer veya orgazm gerçekleşmez.

Duyum ile beynin o duyuma verdiği yanıt da aynı şey değildir. Genital bölgeden sinirsel bilgi gelmeye devam ederken bu bilgi daha az yoğun algılanabilir ya da orgazma doğru ilerleyen bütünleşik yanıtı başlatmakta yetersiz kalabilir. Bu nedenle bazı kişiler “Dokunmayı hissediyorum ama eskisi gibi yükselmiyor” diye tarif eder. Bu ifade, isteksizlikten farklı bir mekanizmaya işaret edebilir.

Yine de süreç tek bir düz çizgi değildir. Serotoninin farklı reseptörleri farklı etkiler yaratabilir; ilacın grubu, dozu, kullanım süresi, kişinin biyolojisi ve tedavi edilen ruhsal durum tabloyu değiştirebilir. Selektif serotonin geri alım inhibitörleri, yani SSRI’lar, ve serotonin-noradrenalin sistemini etkileyen bazı SNRI’lar cinsel yan etkiler bağlamında sık konuşulur. Ancak bütün antidepresanların profili aynı değildir ve aynı ilaç iki kişide aynı deneyimi yaratmayabilir.

İyileşme ve yan etki aynı anda olabilir

En şaşırtıcı ihtimal şudur: Bir kişinin enerjisi, kaygısı veya depresif belirtileri düzelirken orgazmı zorlaşabilir. Hatta ruh hali iyileştiği için cinselliğe ilgisi geri dönebilir; buna rağmen orgazma ulaşma süresi uzayabilir.

Bu, ilk bakışta mantıksız görünür. Çünkü cinsel işlevi ruh halinin doğrudan bir göstergesi sanmaya alışığız. Oysa ilaç, beynin farklı devrelerinde farklı sonuçlar yaratabilir. Bir devredeki değişiklik günlük işlevselliği desteklerken başka bir devrede orgazm eşiğini etkileyebilir. Cinsel yanıtın birçok kanalı olan bir ses mikseri gibi davranmasının nedeni de budur: Bazı kanallar açılırken orgazmın sesi kısılabilir.

Üstelik depresyonun kendisi de libido, uyarılma ve orgazm üzerinde etkili olabilir. Yoğun kaygı, uyku sorunları, ağrı, hormonal değişiklikler, başka sağlık durumları, alkol veya başka ilaçlar da tabloya katılabilir. İlişki bağlamı, mahremiyet eksikliği ve performans baskısı gibi etkenlerse bedensel bir değişikliğin nasıl yaşandığını ağırlaştırabilir.

Bu nedenle “İlaç başladı, demek ki kesin sebep ilaç” demek de “Ruh halim düzeldi, ilaçtan olamaz” demek de aceleci olur. Daha kullanışlı yaklaşım, değişikliğin zamanını ve niteliğini olabildiğince net görmektir.

Değişikliği nasıl tanırsın?

Cinsel deneyimdeki değişikliği tek bir “isteksizlik” kelimesine sıkıştırmamak daha açıklayıcıdır. Orgazm ile ejakülasyonun ayrılabilen süreçler olduğunu da akılda tutarak şu sorulara bakabilirsin:

  • Cinsel düşüncelerim veya yakınlaşma isteğim mi azaldı?
  • İstek var ama bedensel uyarılma mı zorlaştı?
  • Uyarılma var fakat orgazm daha mı geç geliyor?
  • Orgazm gerçekleşiyor ama daha silik veya farklı mı hissediliyor?
  • Genital duyum, ereksiyon veya lubrikasyon değişti mi?
  • Ejakülasyon gecikti mi ya da orgazm deneyiminden ayrışmış gibi mi geliyor?

Zamanlama da değerlidir. Değişiklik ilaca başlamadan önce var mıydı? Başlangıçtan veya bir doz değişikliğinden sonra mı belirginleşti? Her deneyimde mi ortaya çıkıyor, yoksa stresli ya da yorgun dönemlerde mi artıyor? Mastürbasyon sırasında ve partnerli deneyimlerde benzer mi? Aynı dönemde ruh hali, uyku, alkol kullanımı, başka ilaçlar veya sağlık durumu da değişti mi?

Bu sorular nedenselliği kanıtlamaz. Yine de “Cinsel hayatım bozuldu” gibi geniş bir ifadenin yerine hangi aşamanın, ne zaman ve nasıl değiştiğini gösteren daha iyi ipuçları üretir. Birkaç hafta boyunca kısa notlar tutmak da hafızanın seçici etkisini azaltabilir; amaç performansı puanlamak değil, örüntüyü fark etmektir.

En hızlı çözüm, en güvenli çözüm olmayabilir

Cinsel bir değişiklik rahatsız edici olduğunda “Bir süre bırakıp bakayım” düşüncesi anlaşılırdır. Fakat ilacı kendi kendine kesmek güvenilir bir test değildir. Bazı antidepresanların kontrolsüz bırakılması kesilme belirtileri oluşturabilir veya tedavi edilen durumun yeniden belirginleşmesine yol açabilir. Böylece neyin ilaçla, neyin bırakmayla, neyin ruh haliyle ilgili olduğunu ayırmak daha da zorlaşır.

Dozu azaltmak, kullanım saatini değiştirmek, ara vermek veya başka bir ilaca geçmek de kendi başına denenmemelidir. Böyle bir karar, ilacı yöneten hekim veya yetkili sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmelidir. Görüşmeye somut bir tarifle gitmek yardımcı olur: “İsteğim geri geldi ve uyarılabiliyorum, fakat orgazma ulaşmam ilaca başladıktan sonra belirgin biçimde uzadı” cümlesi, “Cinsel hayatım bozuldu” demekten daha fazla klinik bilgi taşır.

Değişiklik tekrarlıyorsa, sıkıntı yaratıyorsa veya tedaviye devam etme isteğini etkiliyorsa bunu konuşmak için beklemek gerekmez. Cinsel yan etkiden söz etmek tedaviyi küçümsemek değildir. Ruhsal iyilik hali ile cinsel sağlık birbirine rakip olmak zorunda da değildir.

Önce yaşanan değişikliğin doğru kanalını bulmak gerekir: istek mi, uyarılma mı, duyum mu, orgazm mı, ejakülasyon mu? Mikserde hangi sesin kısıldığını bilmeden bütün sistemi kapatmak iyi bir değerlendirme yöntemi değildir.

Puan vermek ve yorum yazmak için giriş yap.

Yorumlar

Bu derse henüz puan verilmemiş.

  • Henüz yorum yok. İlk yazan sen olabilirsin.